Mutluluk Üzerine
Tarih boyunca mutluluğa dair pek çok farklı tanımlama yapılmıştır. Tüm bu tanımlamalar bugün bizlere mutluluğun ne olduğunu ve nasıl olduğunu anlamamız için ışık tutmaktadır. Bu blog yazımda bazı tanımlamaları sizlere aktarırken naçizane kendi perspektifimi de yansıtmaya çalışacağım. Aristoteles’e göre mutluluk, hayatın nihai amacıdır ve erdemli bir yaşam sürmekle elde edilir. Epikuros'a göre hazza ulaşmak ve acıdan kaçınmakla mümkündür. Kant'a göre ise mutluluk insanın arzu ve tatminiyle mümkündür ancak ahlaki değerler daha önemlidir. Birbirinden kıymetli düşünürlerin farklı mutluluk yaklaşımları mevcuttur. Ancak özellikle günümüzde pek çok kavram evrim (değişim) sürecine dahil olmuş ve toplumumuza çok daha başka yansımaya başlamıştır dersem yanılmış olmam. Öyle ki, günümüzde insanlar mutluluğu temel hedef olarak görebilmektedirler. "Eğer gün içinde kendimi mutlu edecek bir şeyler yapmazsam, gün boşa geçer" gibi ara inançlar son dönemde sıkça karşıma çıkan bir inançlardır. Oysa ki Charles de Montesquieu'nun da belirttiği gibi "mutluluk ulaşılması gereken bir istasyon değil bir yolculuk biçimidir." Kişisel deneyimlerimizden oluşan ve bizlere ait yani biricik olan bir kavramdır 'mutluluk'. Diğer yandan mutluluğu bir hedef haline getirmek kişisel deneyimlerimizi belirli kriterlere ayırmaya ve bazı tabuların ardına sıkıştırmamıza yol açabilir.
Bir diğer mesele ise "sürekli mutlu olmalıyım" düşüncesidir. Sürekli mutlu olma fikri, bir noktadan sonra psikolojik bir baskıya dönüşebilir. Bu baskı, sizin kendinize yaptığınız bir baskı olacaktır ki belki de aşılması daha zorlu ve zaman alıcı bir etki yapabilir. İnsan psikolojik açıdan sadece mutluluk yaşayan bir varlık değildir. Üzüntü, öfke, hayal kırıklığı, tiksinme gibi diğer duygularımızı da yaşamamız sağlıklı bir duygusal denge açısından son derece kıymetlidir. Kişi sürekli mutlu olmalıyım gibi bir inanç geliştirirse, olumsuz bir duygu hissettiğinde kendini yetersiz ve belki de hatalı hissedebilir. Yani kişi sadece üzülmekle kalmaz, üzüldüğü için kendini suçlayabilir. Felsefi bir açıdan bakarsak, şunu kendimize sorabiliriz; iyi bir hayat sadece mutlu olarak mı mümkündür?
Günümüzde her birimizin yoğun etkisi altında kaldığı sosyal medya platformlarının bugünkü mutluluk anlayışımız üzerinde ciddi yansımaları olduğu gibi kritik 'yanılsamaları' da olduğunu düşünmekteyim. Basitçe örnek verecek olursam; sosyal medyada takip ettiğiniz kişileri/sayfaları düşününüz. Burada gördüklerinizi hatırlamaya çalışınız. Genel anlamda, bir insanın en güzel, en şatafatlı, en gezgin, en iyi olduğu halleri görmüş olmanız kuvvetle muhtemeldir. Bunun nedeni, sosyal medyanın bir vitrin gibi işlev görmesidir. Orada insanlar kendi seçtikleri, özenle hazırladıkları "enlerini" karşınıza çıkarabilirler. Ve bu "enleri" gören bizlerin gerçeklik algısı uzun vadede ciddi anlamda değişebilir. Bu durum bizlere yetersizlik, tatminsizlik ve hep daha fazlasını isteme olarak geri dönebilir. Kendinizi sosyal medyadan ya da çevrenizden birileriyle kıyaslamanız insan zihninin doğal bir eğilimidir aslında. Kendimizi anlamak için bazen etrafımıza bakabiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken şey, bu kıyas sürekli ve yoğun hale gelirse ruh sağlığımız üzerinde yıpratıcı bir iz bırakabilir.
Gerçekten mutlu olmak, 'mutluluk' kavramının temelini anlayabilmek istiyorsak benliğimize, kendi iç dünyamıza odaklanmalıyız. Mutluluk bazı katmanlara ayrılmış ve dolayısıyla sınıflandırılmıştır. Dış faktörlere bağlı olan mutluluklarımız 'anlık mutluluk' olarak isimlendirilir. Bu katmanda olan mutluluklar da hepimiz için gerekli ve önemli olsa da gelip geçici birer mutluluklar silsilesi olduğu bilinmelidir. Kalıcı mutluluk katmanına ulaşabilmek içinse kişinin daha çok içsel faktörlere, iç dünyasına odaklanması önemlidir.
Unutmamak gereken temel meseleler şunlardır;
1) Her zaman mutlu olmak zorunda değiliz!
2) Her duygu bize ait, onlarla savaşmak yerine her birini yaşamaya odaklanmak gerekir.
3) Hayat bir bütün halindedir, her duygu, her düşünce, her davranış bizi biz yapan temel elementler gibidir.
Değerli okurlarım, mutluluk üzerine kısa bir sohbet etmiş olduk. Umarım faydalı olmuştur. Farklı konular üzerine yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın, hoşçakalın...
Yorumlar
Yorum Gönder